![]() | |||||||||||||||||
|
|
HAZIRLAMA | ||||||||||||||||
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu güne formal eğitimde devletin sadece vermesi amcını gütmüş vesosyal yapılara bırakmışdır. Bu yüzden halk arasında Türk eğitimini tanımlarken sadece milli eğitim'i düşünmek gibi bir yanliş algılıma var olmuştur. Bu algılama anadoluda yürütülen eğitim faliyetlerini ve bunları gerçekleştiren organizasyonları eksik yorumlamaya yol açmaktadır.Anadolu Türkleri diğer milletler gibi birçok evreden geçmiş dir. bu değişimler içinde çok zengin yapılarla dolmuşdur. Anadolu bulunduğu geo-politik yerleşke yüzünde kültürler bileşimidir. Buna en güzel örnek son bin yıl içinde göçebe hayatından yerleşik hayata, sözel kültürden yazılı kültüre geçmiş olan Orta Asya Türklerıdir. Tarih içinde Anadolu Türkleri planlı eğitsel faliyetler bakış açısından ve buradan milli eğitime (formal eğitim) doğru ilerlemişdir. Buna en güzel örnek Osmanlı tecrübesi sonrasında, milli eğitim yapısında bireylerin hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını yaşamalarını, farklı inançlara saygı duymalarını ve toplumsal yaşamın uyum içerisinde sürdürülmesini kendini oluşturan bütün kültürlere aynı uzaklıkda durarak gerçekleştirilebileceği varsayımı üzerine kurulmuşdur. Bu amaç doğrultusunda 20 yüzyılın başında kurulan Türkiye Cumhuriyeti büyük bir çesaretle dini eğitimi milli eğitimin alanından çıkarmış (dinler çatışmasının dışına çekmiş) ve askeri eğitimi ise hurafalardan temizleyerek bilimsel temellere oturtmayı başarmıştır. Atatürkün kendi el yazısıyla tamamladığı askeri eğitim kitabları bu dönüşümün parçası olmuşdur. Bu değişikliğin en büyük başarısı neredeyse tamamı müslüman olan sınıflardan değişik inançlara saygılı nesiller yetişmesini sağlamışdır. Yüzyılın sonunda askeri eğitim başladığı yolda ilerlemiş fakat milli eğitim'deki kısıtlamalarından uzaklaştırılan dini eğitim yüzyılın ortasında tekrar milli eğitimin içine alınmışdır.Türk eğitimin gerçekleştirdiği başarılar eğitimde ilerde olan birçok batı ülkesinde uygulanmaya cesaret edilememektedir. Laik olarak algılanan birçok bati ülkesinde 3 Mart 1924) benzeri bir kavram bulunmamaktadır. Genel eğitimin dini eğitimin içinden olgunlaştığı bu ülkelerde din bilgisi olmadan eğitimin varlığını anlatmak imkansızdır. Bu toplumlarda yüzyıllardan gelen etkileri ve inanılmaz güçleriyle baski gurupları kültürel eşitlik felsefenin karşısında durmaktadırlar. Bu gerçek bizi müfredatın toplumun kültürü ve bireyin kimliğine olan bağlantısını göz önüne getirmektedir. Anadolu kültürünün içinden gelen milli eğitimin bu başarısı Türk toplumunun sosyal içerikde ne kadar ileride olduğunun kanıtıdır. Bunun bir başka göstergesi ise Turkiye 70 yılı askın gelişme deneyimiyle geliştirdiği sosyal yapılar; alevi ocakları, köy birlikleri, dini bayramlar ve kültürel şenlikler Anadolunun her çeşit vatandaşına eğitsel ihtiyaçlarını karşılayan organizasyonlardır. Milli eğitim bu yapılara olan uzak duruşu diğer kültürlerin yeşermesine yol sağlamışdır. Bugünün Türkiyesinde ki Türk kavramı; Atatürkün tanımladığı şekliyle (ortak geçmişi olan bugün ve gelecek de beraber yaşamak isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları) Kürt, Laz, Çeçen, Ermeni, Yahudi, Rum ve diğer kültürleri içerdiğinden dolayı informal eğitimin çok çeşitli ve zengin bir dokusu vardır. İnformal eğitim formal eğitim kadar Türkiyenin ve Türk benliğinin parçasıdır ve korunması, geliştirilmesi önemli faliyetler arasındadır.2 Mart 1926'da kabul edilen, "Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun" eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Bu düzenlemeyle milli eğitim kontrollü bir yapıya burunmuşdür. Cumhuriyetle beraber eğitim anlayışı bilimin diğer alanlarında olduğu gibi sistemler dünya görüşüne bağlı olarak algılanmaktadır. Sistemler dünya görüşü ile eğitime bakmamızda bize olguları anlamamızda donuk bir izlenimden daha çok dinamik ve sorgusal yaklaşım sağlaması yatmaktadır. Eğitim süreklilik içeren bir olgudur. Bir örnekle açıklayacak olursak sistemler eğitim modelini oluştururken ezberci eğitimi eğitim sisteminden çıkaracağız yaklaşımını bütün eğitsel olgulara uygulamak yerine; hangi eğitim metodlarının, hangi koşullarda yararlı olmadığını tanımlanması ve tanımlanan koşullarda ne yaparak eğitimin genel amaçlarına doğru uygulamarımızın verimli hizmet etmesini sağlayabiliriz sorularını sorar. Üniversite seçme sınavlarında eğitim katsayılarının belirlenmesi bu yaklaşımın bir ürünüdür. Genelde bireylerde eşitsizlik yaratıyor izlenimi versede bu katsayılar doğru belirlendiğinde hem sistemin, hem de istemin içinde yer alan bireylerin başarılarına katkıda bulunmaktadır. Bu yaklaşımın öncülerinden Bertalanffy (Bertalanffy L., von. 1968, General Systems theory) sistemleri tanımlarken birbirleriyle ilişki içindeki olguların davranış şekillerini inceleyen çalışma alanı olarak tanımlamaktadır. Eğitimle ilgili faliyetleri incelerken birbirleriyle ilişkili temel üç ögenin varlığı kabul edilmektedir; eğitim teorisi, eğitim felsefesi, ve eğitim metodu.